VALİ

 

Ogün Denizli'de mahşer kalabalığı vardı. Matem her yeri sarmıştı. Binlerce insan, ağıt yakıyordu. Herkesin ortak düşüncesiydi. Zamansız gitmişti. Bir insan bu kadar kısa sürede kendini nasıl sevdirir diye düşünüyordum o an. Bürokrat olmasına rağmen bürokrasiye meydan okuyan, memur zihniyetinden kurtulmuş, "Ben buranın mülki amiri isem. Buranın sorumlusu benim" diyecek kadar kendine güvenen ve halkını düşünen bir lider olmuştu kısa zamanda. Zaten bu özelikler, kendisini farklı yapmıştı. Adına kitaplar yazılmış, yaptıkları dillere destan bir valiydi.
Denizli'de göreve başlamadan namı her tarafı sarmıştı. Erzincan'daki bürokratlığı ve Ankara'ya başkaldırışı onu halk kahramanı yapmıştı. Göreve başladığında, ilk röportaj yapma şansına ulaşan gazetecilerden biriyim. Hazırlamış olduğum soruları baktı ve boşver bu soruları, "Konu konuyu açar. Açmazsa, ben oluştururum. Sohbet havasında olsun röportaj" dedi. Denizli'ye yeni geldiğini, ön bilgiye sahip olduğunu söyledikten sonra, "Ön bilgileri bürokrasi kanalıyla öğendim. Yaşayanların anlatacakları çok daha farklıdır" dedikten sonra Denizli'nin yapısıyla ilgili sorular sordu. Benim sorularım ise masasının üzerinde duruyordu. Denizli ile ilgili düşüncelerimi aktırırken, sistem ve bürokrasiden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor ve yerel yönetimlere daha fazla yetki ve imkan verilmesini gerektiğini söylüyor. Sitemkar konuşuyor hatta zaman zaman, ağır gidiyordu. Ağır eleştirilerinin hiç biri için yazma diye bir şey söylemedi. Röportaj bittikten sonra, ben kuruma dönerken, "Bunları da yazsam mı yazmasam mı" diye düşünüyordum. Sonra söylediklerini bir çoğunu makasladıktan sonra, röportajı yayımladık.
Gazetecilikte en çarpıcı ve okuyucuların dikkatini çekecek en güzel haberi yapmak çok önemlidir. Ben bir gazeteci olarak, söylenenlerin çoğunu yazmaktan çekinirken bürokrat olarak söylemekten hiç çekinmemişti. Sonra katıldığı bir toplantıda karşılaştığımızda, "Röportajı beğenmedim. Söylediklerimin çoğunu yazmamışsın" diye bana da sitem etmişti. Sayın Valim, sıkıntı olur diye yazmadım diye açıklamama, "Sen yazarsan sıkıntı olacak. Ben konuşursam sıkıntı olacak. O bunu yaparsa sıkıntı olacak. Neyiz biz yahu. Ne işimiz var burada. O kalemin ne işi var sende. Yaz kardeşim yaz. Ben söylediysem yaz" diye çıkışmıştı.
İçime oturmuştu söyledikleri. İkinci röportajda görürsün diye içimden geçirirken, hangi gazete olduğunu şu anda tam hatırlamıyorum ama, "Manyak Vali" manşetiyle bir haber yaptı. Haber kentimizde günlerce konuşuldu. Neler olacak diye merakla bekliyorduk. Denizli'nin mülki amirine manyak demek bugüne kadar görülmüş duyulmuş şey değildi. Ama söylenmişti. Söylediklerinizi yazabilir miyim diyen gazeteciye, kendisi bizzat söylemişti yazabilirsin diye.
Vali Recep Yazıcıoğlu'nu farklı yapanda, hayata farklı bakışıydı. Kurduğu sıra dışı iletişimdi. Bu farklılık onu halk arasında, "Süper Vali" olarak anılmasına vesile olmuştu. İkinci röportaja zaman elvermedi ama bugün o "Süper Vali" kentimize büyük bir hizmet için tekrar geri döndü. Evet, rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu tekrar aramıza döndü. Önümüzde günlerde Denizli'de yaşadığı olayları konu alan hayat hikayesi beyaz perdeye taşınıyor. Film, Denizli'de çekilecek. Köprü dizisiyle halkın gönlüne taht kuran Vali Recep Yazıcıoğlu'nun hayat hikayesinin film olarak Denizli'de çekileceğini ilk kez Denizli Objektif gazetesi gündeme getirmişti. Gündeme getirdiğinde, Denizli'nin yerel yöneticilerinin görüşlerine yer vermişti. Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, Vali Recep Yazıcıoğlu ile ilgili düşüncelerini aktarırken söylediği bir cümleyi eksik yazmıştım. Bu yazıyı Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci'nin, o yazılmamış görüşüyle tamamlamak istiyorum. "Vali Recep Yazıcıoğlu sıra dışı biriydi. Onunla çalışmayı çok isterdim. İkimizin de ortak noktaları var. Birbirimizi çok iyi tamamlardık"